Silahların Gölgesinde Geçen Bir Bayram

Bugün bayram. Kutlu olsun.

Bugün Adana’daki çocukların elinde hep silah var. Kitap ve kalem tutması gereken eller, taş fırlatan boy boy oyuncak silahları kavrıyor. Tüfekler, tabancalar, ağır makinalılar. Minicik ellerde.

Sokak lambasına bu silahlarla taş sıkan iki küçük doğulu çocuğu uyarıyorum: “Küçük, neden zarar veriyorsun devlet malına?“ Aldığım yanıt aynen şu: “Devlet malı artık bizim malımız!” Bunu bir mafya çetesinin üyesi edasıyla, tok bir sesle söylüyor. Karşımda bacak kadar bir çocuk değil de azılı bir mahalle kabadayısı var sanki.

Adana’nın doğu illerinden en fazla göç alan semtinde oturuyorum; Cumhuriyet’in ilk yıllarında Köy Enstitütleri ile başlatılan eğitim seferberliğinde, yine doğulu, yine Anadolulu idealist öğretmenler tarafından eğitim ve kültürle tanıştırılmış aydınlık köylü çocuklarının yerini şimdi bilinçli olarak cahil bırakılan mafya, çete, terör örgütü özentisi bir topluluk almış durumda. Her birinin elinde bir ya da iki silah, türlü türlü, sağa sola, kapılara, elektirik direklerine, sokak hayvanlarına hatta yoldan geçen insanlara taş sıkıyorlar bu silahlarla.

Manzarayı izlerken üzülüyorum memleketimin bu haline, ne yapılabileceğini düşünüyorum, elden ne geleceğini. Ülkemde bilinçli ve sistematik bir şekilde uygulanan politikalar sonucunda insanlar cahil ve eğitimsiz bırakılıyor, en küçüğümüzden başlayarak toplum kültürümüz yozlaştırılıyor. “Çocuktur, oyuncak silahlarla oynaması olağan bir durum” deyip geçemeyiz, bu silahları yapıp dağıtanların, 2, 3 liraya satılmasını sağlayanların amacı bence çok daha karanlık ve karmaşık.

On, onbeş çocuk “Çatışma var, koşun” diyen bir başkasının ardından gidiyor.

Çocuklar, çocukluklarını çete reisi ya da mafya üyesi olmanın hayaliyle geçiriyor, birbirlerine ve çevrelerine taştan mermiler sıkıyor küçücük eller. Bu çocukları eğitip bilinçlendirecek idealist öğretmenlerin yerini, bırakın öğrencilerine kültür aşılamayı, kendini bile geliştirmeye üşenen, amacı en yalın haliyle daha fazla para kazanıp çok daha fazlasını tüketmek olan genç öğretmenler ordusu almış durumda. Ailelerin durumu içler acısı zaten; doğulu ailelerin herbiri en az 3-4 çocuk yapıp küçük yaşlardan itibaren sokaklara bırakıyor ve hiç ilgilenmiyorlar bu çocuklarla.

Küçücük eller kocaman silahları tutuyor.

Ve böyle geçiyor bir bayram daha, ömrümüzün bir günü daha silahların gölgesinde böyle tükeniyor.

Bu yazıyı paylaş:
  • Print this article!
  • Facebook
  • Google
  • YahooMyWeb
  • Live
  • Digg
  • del.icio.us
  • Furl
  • Technorati
  • Yigg
  • Sphinn
  • Mixx
  • Slashdot

4 yorum »

  1. özlemAvatar Yok dedi ki,

    Kasım 2, 2008 @ 20:45

    çok güzel ifade edip kaleme dökmüşsün halimiz gittikçe kötüye gidiyor.:(
    Ve böyle geçiyor bir bayram daha, ömrümüzün bir günü daha silahların gölgesinde böyle tükeniyor. demişsin en son yazında inş.diğer bayrama böle şeyler görmeyız umutsuz yaşanmıyor nedense.o çocuklarımızın ellerı kalem tutar inş.

  2. AlpayAvatar Yok dedi ki,

    Kasım 11, 2008 @ 17:17

    Sevgili “din” kardeşim o çocukların ellerindeki plastik tabanca “oyuncak” yani korkacak gerçekten bişi yok!
    O anı sen mi ölümsüzleştirdin.
    bu arada beynine sağlık ;)

  3. Kemal ErsinAvatar Yok dedi ki,

    Kasım 11, 2008 @ 17:36

    Çok korktum Apo, çok biliyo musun. :)

    Korkulması gereken tuttuğu silahın plastik, kuru sıkı ya da başka bir şey olması değil; durup düşünülmesi gereken şey körpecik “beyinlerine” aşılanan zihniyetle nasıl mücadele edileceği.

    Özlem’in dediği gibi kalem tutması gerek o minik ellerin.

    Keşke yazıdaki, gerçekten çektiğim fotoğraf olsaydı. Hiç olmazsa küçüğün elinde tuttuğu oyuncak, bir silah da olsa kırmızılı, sarılı, basit, su tabancası gibi bişey. Benim gördüklerimin, gerçekle tek farkı plastik olmaları.

    En basitinden… Bi çocuk, taş parçaları fırlatan bu silahlarla sokak hayvanlarına zarar vermek istiyorsa ters giden bir şey var demektir o çocuğun yetişmesinde…

    Öptüm seni kardeşim.

  4. AlpayAvatar Yok dedi ki,

    Kasım 11, 2008 @ 18:23

    Ben bir kaç çocuk hatırlıyorum. Tarsus şellaalesinde…
    Yaffruu bir kunduzun iki bacağını ayıran vee sonrada buna kahkahalarla eşlik eden.Yav bu çocukların hepsinin kafasımı güzel ne…
    Şaka bir yana daha önce bu yazını okudum ahbap kesinlikle duyarlı olunması gereken bir konu. Keşke bunu engelleyebilmemiz mümkün olsa “ulan herkez polyana oldu beah” Kalem tutan elleride gördük ;) o daha tehlikeli.

Yorum yaz