Sevdiğim Diziler
Dizi izlemeyi seviyorum. Hatta evde olduğum akşamlar tek keyfimin ekran karşısına geçip sevdiğim yabancı dizileri izlemek olduğunu söyleyebilirim. Dizi izlemek için her hafta televizyon karşısına geçme gibi bir alışkanlığım yok, bunun yerine bilgisayarıma indirdiğim bölümleri canım istediği zaman izlemeyi tercih ediyorum. İndirdiğim bölüm sayısına göre bazen bir hafta sonumu tek bir dizinin tüm sezonunu izlemeye ayırabiliyorum.
Bu yazıda biraz severek izlediğim dizilerden bahsedeceğim; belki birkaçını siz de biliyor ve izliyorsunuzdur, belki de bu yazıyı okuduktan sonra “dur bakalım nasıl dizilermiş, biz de görelim” diye merak ederek takip etmeye başlayacaksınız. Aşağıdaki liste, kendi keyfime göre sıralıdır.
Yani ilk sıradakinin en çok sevdiğim dizi olduğunu kabul ederek listeyi okumaya başlayabilirsiniz.
Supernatural
Adından da anlaşılacağı gibi “doğaüstü” olayların peşindeki iki kardeşin yol maceralarını anlatan keyifli hikayeler insanı resmen ekran karşısına hapsediyor. İlk sezonda Sam ve Dean Winchester adında iki kardeşi, annelerinin ölümü ve doğaüstü olaylarla ilgilenen bir çeşit “avcı” olan babalarının kaybolmasıyla ilgili gizemi çözmek amacıyla ülkeyi dolaşmaya başlarken görüyoruz.
Ruhlar, hayaletler, cinler, yaşayan ölüler, cadılar, şekil değiştiriciler, cehennem zebanileri ve bonus olarak sezon boyunca kendini ele vermeyen bir baş kötüyle uğraşmak zorunda kalan avcı kardeşler 1967 Chevy Impala modeli inanılmaz güzel bir arabayla değişik eyaletlerde gezerken, arka planda, Dean’in dinlediği 70′lere ve 80′lere ait Rock klasikleri kardeşlerin yol hikayelerine sağlam bir fon oluşturuyor doğrusu.
Daha önce yukarıda bahsettiğim konularla ilgili sayısız film ve dizi izlediğinizi düşünerek Supernatural’e burun kıvırabilirsiniz. Şu kadarını söyleyim: Supernatural korku, komedi, dram ve macera türlerini başarıyla harmanlayan ender yapımlardan biri; gerçekten gerildiğim ya da kahkahalarla güldüğüm o kadar çok an oldu ve bu öylesine doğal bir şekilde gerçekleşti ki dizinin bağımlısı hale geldim sonunda. Zaten dizinin en önemli avantajı çok doğal oynayan ve canlandırdıkları karakterlerin kardeş olduklarından asla şüpheye düşmediğimiz iki başrol oyuncusuna sahip olması: Jared Padalecki ve Jensen Ackles. Özellikle abi Dean Winchester rolündeki Ackles çok sempatik bir karakter çiziyor. Kardeşlerin atışmaları, kavgaları, birbirlerini sürekli kollamaları ve aralarındaki kusursuz bağ görülmeye değer…
Supernatural, şu anda 4. sezonu ile yayın hayatına devam ediyor.
How I Met Your Mother
İkinci sırada sitcom tarzındaki bu komedi dizisi var; 5 arkadaşın çevresinde dönen eğlenceli olayları izlediğimizi söylediğimde kimilerinizin aklına Friends gelebilir. Açıkçası gerçek bir klasik olan Friends ile yarışabilir mi bilmiyorum ama ilk bir kaç bölümün ardından baya sardı beni. Dizinin konusu özetle, Ted Mosby adındaki iki çocuk babasının 2030 yılında çocuklarını karşısına alıp “bu, annenizle nasıl tanıştığımın hikayesidir” diye söze başlayarak birbirinden eğlenceli yaşanmışlıkları onlara anlatmasından ibaret.
Dördüncü sezonuna gelmesine rağmen Ted’in “anne” ile nasıl tanıştığını göremedik henüz (belki de gördük ama haberimiz yok
). Ama bu merakınızı ve ilginizi azaltmasın; muhtemelen dizi Ted ile annenin tanışması ve evlenmesiyle sonuçlanacak ama o an gelinceye kadar olanları izlemek gerçekten çok keyifli. Karakterlerin herbiri çok renkli ve tatlı kişilikler (en sönükleri Ted diyebilirim) ama özellikle bir Barney Stanson karakteri var ki sırf bu karakter nedeniyle diziyi takip edenlerin olduğu gözardı edilmeyen bir gerçek. Barney’in “Takımlarını çek”, “Çak bir beşlik” ve “Efsa-bekle biraz-nevi” replikleri unutulmaz.
Heroes
İnsanüstü yeteneklerini keşfettikten sonra yaşadıkları olaylar sonucu yolları kesişen bir grup süper-güçlü insanın dünyayı kurtarma mücadelesi. Bu mücadele verilirken pek çok gizemle karşılaşıyoruz; ayrıca kahramanlarımızın başına musallat olan Sylar adında, özelliğinin başka süper-güçlülerin “kafatasını açarak” onların gücünü kopyalamak olduğunu anladığımız bir psikopatla da uğraşmak zorundalar. İlk sezon “Amigo kızı kurtar, dünyayı koru” sloganını dilimize dolayan Heroes’ın ikinci sezonu Amerika’daki senaryo yazarlarının grevine takıldığı için biraz sönük geçti diyebilirim (zaten grev nedeniyle sezon finali erken yapılmak zorunda kaldı).
Şu anda dizinin 3. sezonu yayınlanıyor; hikayede işler iyice sarpa sarmış durumda, herkes yapımcıların konuyu nasıl toparlayacağını sorup duruyor. İşin aslı ilk sezonunu izlemek için büyük bir merak ve heyecanla bir haftasonumu ekran karşısında geçirdiğim Heroes’in sonraki sezonlarından aynı tadı alamadım.
Dexter
İlk sezonundaki hikayenin tamamı Jeff Lindsay‘in ülkemizde “Delirtici Düşlerin Dexter’ı” adıyla yayınlanan 2004 tarihli “Darkly Dreaming Dexter” adındaki gerilim romanından uyarlanan Dexter, günlük hayatında normalmiş gibi görünen Dexter Morgan adındaki bir adli tıp uzmanının geceleri seri katillerin peşine düşen bir cani haline gelmesi ile ilgili.
Ancak bu öyle bir cani ki izlerken hep onun yanında oluyor, gerçekleştirdiği cinayetlerin hedefinde sadece kötü adamlar olduğu için yöntemlerini ve cinayetlerini mazur görmeye başlıyor ve sürekli “paçayı yırtması” için dua ediyorsunuz.
Dexter’da bir öldürme açlığı var, pek çok duygudan yoksun bir insan ve henüz bir ergenken kaybettiği üvey babası bir polis olduğu ve onun kuralları ile yetiştiği için açlığını yalnızca katilleri bulup canlarını alarak giderebiliyor.
Dizinin 2. ve 3. sezonlarından ilk sezonda aldığım tadı tam olarak yakalayamadım ama Dexter’ın cinayet ritüelini sembolize eden açılış jeneriği her başladığında karakterin ve ilk sezonun hatrına diziyi izlemeye başlıyorum.
Siz de sevdiğiniz dizileri benimle paylaşırsanız sevinirim. Yorumlarınızı bekliyorum…











özlem dedi ki,
Kasım 19, 2008 @ 15:23
çok güzel anlatmışsın
))))))))) ben sevdiğim dizileri yazsam burada zaman yetmez bölum özetlerıyle bırlıkte.ama ben yabancı deılde daha klasık Türk dizilerini izlerim,sevıorum .mesela avrupa yakası ;herkesı neşenlendıren sürüklendirici bi hikaye.çook var ama say say bıtmez
))))))))
Supernatural - Eye Of The Tiger dedi ki,
Kasım 19, 2008 @ 15:30
[...] Yazının devamına Rapidshare linki eklenmiştir. İzlediğim yabancı dizilerle ilgili olan yazımda Supernatural‘a olan sevgimden [...]
Kemal Ersin dedi ki,
Kasım 19, 2008 @ 16:11
Özlemciğim, bir insanın bir konuyu güzel anlatabilmesi için konu ettiği şeyi gerçekten sevmiş, beğenmiş olması gerekiyor.
Avrupa Yakası severlere yazıda bahsettiğim dizilerden How I Met Your Mother’ı öneriyorum; hem sen seversin bu diziyi bak, söylemedi deme.
)
dilan dedi ki,
Haziran 18, 2009 @ 15:33
bu filme bayiliyorum heleki sammmyyy tabiki dean i de seviyorum devam etse super olur tnt basarilarinin devamini diliyorum bide sulumdog milionaire o filmide koyarsaniz tv ye super olur