Gönül Kebap
Geçen hafta Cuma günü kalabalık bir arkadaş grubuyla birlikte Gönül Kebap‘taydık. Aslına bakarsanız biraz araştırınca Adana’da keyifli kebap ve et yemekleri yenilebilecek sayılı yerlerden biri olduğunu anladığım Gönül Kebap’ın adını ilk defa duyuyordum; tanışmamıza aracılık ettiği ve o güzel akşamı organize ettiği için patronumuzun küçük kardeşi Hakan‘a kendi adıma teşekkür ederim.
Gönül Restoran, Yüreğir‘in Yavuzlar Mahallesi‘de, Aqualand‘in içinde geniş ve güzel bir mekan. Büyük bir otoparka sahip olduğu için park yeri sorunu çekmiyorsunuz. Ramazana özgü mü bilmiyorum ama anladığım kadarıyla baya kalabalık olabiliyor, bu yüzden gitmeden önce rezervasyon yaptırmanızı öneririm.
Restoranın içi açık alan olduğu için özellikle yaz aylarında yeterince ferah olabileceğini söyleyebilirim, çevreniz havuz ve ağaçlarla çevrili, masalar geniş. Sipariş verdiğinizde gelen salata ve mezeler ile ana yemek olan mangal çeşitleri doyurucu ve lezzetli. Adana kebabın biraz farklı bir yapısı var, ince, yassı ve geniş. Ama etinin ne kadar güzel ve leziz olduğunu anlamanız için tatmanız gerekiyor, yanında servis yapılan kaşarlı mantar da ayrı bir tat katıyor masaya.
Kebapçıda tadabileceğiniz mangal çeşitlerini karışık, beyti, kuşbaşı, pirzola, kaburga ve patlıcan kebap olarak sıralayabiliriz. Ben Adana kebabı özellikle öneririm.
Sözün özü lezzetli ve keyifli bir akşamdı. Gönül Kebap’tan ayrıldıktan sonra yaşadığımız eğlenceli Merkez Park macerası da ayrı bir yazı konusudur aslında ama 10 yetişkin insanın, iki ayrı çocuk parkında küçüklüklerine nasıl döndüğünü burada deşifre etmemi isteyip istemeyeceğinden emin değilim doğrusu.













özlem
dedi ki,
Kasım 2, 2008 @ 20:50
afiyet olsun efendim
Alpay
dedi ki,
Kasım 11, 2008 @ 17:27
ÖÖhüümm, Öncelikle sana yazından dolayı ne diyeceğimi pek kestiremiyorum bir “düz insan modeli olarak: “Bize bu nadide mekanın ağız sulandıran yemeklerinden bahsettiğin için teşekkür ederim.” Yamuk insan modeli olarakta BN: “İnternet ortamında bu reklamı yaptığın için hesap ödemedin mi? Bize yemeklerin lezzetlerinden değilde, cep yakan fiyatlarındanda bahset”meni” isterdim doğrusu. Bende burdan Adanadaki terbiyesiz sinemanın yanındaki (Şırdancıyı) öneriyorum.” paranızla bok yiyin… Ulan bu yamuk adam ben değilim yaaa…(özür)
Kemal Ersin
dedi ki,
Kasım 11, 2008 @ 17:42
Paramızla yapmamızı istediğin şeyi, tırnağı kapattıktan sonra yazdığın için, yamuk adamın aslında direk sen olduğunu düşünüyoruz.
Bir iki yazıyla da olsa gurme moduna girdik işte, fena mı. :))
Bu arada nereye tırnak (”") atacağın konusunda değişik yaklaşımların var, gözümden kaçmadı..
Alpay
dedi ki,
Kasım 11, 2008 @ 18:15
Anlatılmak isteneni anlamış olman gerekiyor die düşündüm. Aslında sende pek düzgün “düzmekten geliyor” sayılmazmışsın…
Kemal Ersin
dedi ki,
Kasım 13, 2008 @ 13:19
Ee o zaman, “dizgin” de “dizmekten geliyor” sayılsın. İsim, sıfat farketmiyorsa hani…
Alpay
dedi ki,
Kasım 21, 2008 @ 18:05
Tabiki dostum önemli olan anlaşılabilmek. İnsanlar devrik cümleler kurarak şiirler yazabiliyorlar ve bu herkezin hoşuna gidiyor, tabi normal hayatta bu pekte takdire şayan görülmüyor o yüzden senin bilogunda “dizgin” de bırak “dizmekten” gelsin
Öpüyorum seni…